Mevlüde Genç – Die Mutter, die Deutschlands Gewissen wurde/ Almanya’ya Vicdan Olan Anne

Nachts weinte sie um ihre Angehörigen, tagsüber versuchte sie, anderen Menschen Hoffnung zu geben. Mevlüde Genç verlor beim rechtsextremistischen Brandanschlag von Solingen am 29. Mai 1993 zwei Töchter, zwei Enkelinnen und eine Nichte. Doch statt zu Vergeltung und neuem Hass aufzurufen, setzte sie sich über Jahrzehnte für Frieden, Verständigung und ein respektvolles Zusammenleben ein. Am 30. Oktober 2022 starb sie im Alter von 79 Jahren. Vier Jahre nach ihrem Tod bleibt die Erinnerung an eine Mutter, die ihren unermesslichen Schmerz nie überwinden konnte und dennoch zu einer wichtigen Stimme gegen Rassismus und gesellschaftliche Spaltung wurde.

Eine Nacht, die alles veränderte

Mevlüde Genç stammte aus dem Dorf Mercimek in der türkischen Provinz Amasya. Gemeinsam mit ihrem Ehemann Durmuş Genç baute sie sich in Deutschland ein neues Leben auf. In Solingen wuchs ihre Familie, mehrere Generationen lebten unter einem Dach.

In der Nacht zum 29. Mai 1993 wurde dieses Zuhause zum Tatort eines rassistischen Verbrechens. Vier junge Männer aus dem rechtsextremen Milieu setzten das Wohnhaus der Familie in Brand.

Gürsün İnce, Hatice Genç, Hülya Genç, Saime Genç und Gülistan Öztürk starben. Weitere Familienmitglieder wurden verletzt, einige von ihnen schwer.

Für Mevlüde Genç zerbrach in dieser Nacht die Welt, die sie mit ihrer Familie aufgebaut hatte. Der Verlust begleitete sie bis zu ihrem Lebensende.

Nachts trauerte sie, tagsüber schenkte sie Hoffnung

In einem späteren Interview beschrieb Mevlüde Genç, wie sie mit ihrer Trauer lebte. Sie weinte nachts und kümmerte sich tagsüber um ihre anderen Kinder. Ihre Tränen versuchte sie vor ihnen zu verbergen.

Hinter ihrem öffentlichen Auftreten stand somit eine Frau, deren Schmerz niemals verschwunden war. Wenn sie anderen Menschen Mut machte, bedeutete das nicht, dass ihre eigenen Wunden verheilt waren.

Sie wollte verhindern, dass auch ihre Kinder und Enkelkinder von Hass bestimmt würden. Deshalb sprach sie über Menschlichkeit, gegenseitige Achtung und die Verantwortung, trotz schwerster Verletzungen friedlich miteinander zu leben.

Dabei war ihre Haltung keine pauschale Vergebung der Täter. Noch Jahre später machte sie deutlich, dass sie den Männern, die ihre Familie zerstört hatten, nicht verziehen hatte.

Ihre Botschaft lautete nicht, das Verbrechen zu vergessen, sondern zu verhindern, dass aus dem Verbrechen neuer Hass entsteht.

Eine Friedensbotschaft inmitten der Wut

Der Anschlag von Solingen erschütterte Deutschland. Auf die Tat folgten Proteste, Empörung und gesellschaftliche Spannungen.

In dieser Situation rief Mevlüde Genç Deutsche und Türken zu Frieden und Verständigung auf. Sie wandte sich gegen Feindseligkeit zwischen Bevölkerungsgruppen und erinnerte daran, dass Menschen unabhängig von Herkunft und Religion miteinander leben können und müssen.

Ihre Worte fanden weit über Solingen hinaus Beachtung. Aus der Mutter, die fünf Angehörige verloren hatte, wurde eine öffentlich wahrgenommene Stimme der Versöhnung.

Doch Mevlüde Genç beließ es nicht bei einem einmaligen Appell. Über viele Jahre nahm sie an Gedenkveranstaltungen teil, sprach über die Folgen rassistischer Gewalt und setzte sich für gesellschaftlichen Zusammenhalt ein.

Ihr Einsatz war keine abstrakte Forderung. Er entstand aus einer Erfahrung, die sie selbst bis ins Innerste getroffen hatte.

Ihr Einsatz für ein friedliches Miteinander

1995 nahm Mevlüde Genç die deutsche Staatsangehörigkeit an. Ein Jahr später wurde sie für ihr Engagement mit dem Bundesverdienstkreuz ausgezeichnet.

Auch in den folgenden Jahrzehnten blieb sie eine wichtige Persönlichkeit des öffentlichen Gedenkens an Solingen. Ihr Name wurde zunehmend mit Toleranz, Verständigung und dem entschiedenen Widerstand gegen Rassismus verbunden.

Nordrhein-Westfalen würdigte ihr Wirken mit einer nach ihr benannten Medaille. In Solingen erinnert heute der Mevlüde-Genç-Platz an sie. Die Ehrungen machen deutlich, dass ihr Lebenswerk nicht allein in persönlichen Worten des Trostes bestand, sondern auch gesellschaftliche Wirkung entfaltete.

Sie zeigte, dass Frieden aktive Arbeit verlangt: Begegnungen, Gespräche, gegenseitiges Zuhören und die Bereitschaft, Vorurteile zu überwinden.

Ein Gewissen, das weiter mahnt

Am 30. Oktober 2022 starb Mevlüde Genç in Solingen. Die Erinnerung an sie ist untrennbar mit den fünf Menschen verbunden, die bei dem rassistischen Anschlag ermordet wurden.

Ihr Leben darf deshalb nicht auf die Vorstellung einer vergebenden Mutter reduziert werden. Die Verantwortung für die Tat lag bei den Tätern. Und die Pflicht, Rassismus und rechtsextremistische Gewalt zu bekämpfen, liegt bei Staat und Gesellschaft.

Mevlüde Genç erinnerte Deutschland mit ihrem Leben an beides: an die zerstörerischen Folgen des Hasses und an die Möglichkeit, ihm Menschlichkeit entgegenzusetzen.

Sie trug ihre Trauer durch die Nächte und sprach am Tag von Hoffnung. Sie verlangte keinen Hass als Antwort auf Hass, sondern setzte sich dafür ein, dass andere Familien nicht dasselbe Leid erfahren müssen.

Mevlüde Genç ist nicht mehr da. Doch ihre Botschaft bleibt eine Verpflichtung: Die Opfer rassistischer Gewalt nicht vergessen, den Schmerz der Hinterbliebenen ernst nehmen und den Frieden jeden Tag aufs Neue verteidigen.

Almanya’ya Vicdan Olan Anne: Mevlüde Genç

Geceleri gözyaşlarını sessizce akıttı, gündüzleri insanlara umut aşıladı. İki kızını, iki torununu ve bir yeğenini ırkçı bir saldırıda kaybeden Mevlüde Genç, hayatının geri kalanını nefretin yeni acılar doğurmaması için mücadele ederek geçirdi. 29 Mayıs 1993’te Solingen’de yaşanan katliam, onun ailesinden beş can aldı; ancak insanlığa olan inancını ve barış çağrısını susturamadı. 30 Ekim 2022’de hayata veda eden Mevlüde Genç, ölümünün dördüncü yıl dönümünde yalnızca Solingen faciasının acılı annesi olarak değil, Almanya’nın toplumsal vicdanına seslenen bir barış elçisi olarak hatırlanıyor.

Bir gecede yıkılan dünya

Amasya’nın Taşova ilçesine bağlı Mercimek köyünden Almanya’ya uzanan hayat yolculuğunda Mevlüde Genç’in en büyük arzusu, ailesiyle huzurlu bir yaşam kurmaktı. Eşi Durmuş Genç’le birlikte Solingen’de büyüttükleri aile, 29 Mayıs 1993 gecesi ırkçı saldırganların hedefi oldu.

Neonazi çevrelerle bağlantılı dört genç erkeğin kundakladığı evde Gürsün İnce, Hatice Genç, Hülya Genç, Saime Genç ve Gülistan Öztürk hayatını kaybetti. Ailenin başka fertleri de ağır yaralandı.

Mevlüde Genç için o gece zaman adeta durdu. Kaybettiklerinin yokluğu, sonraki yıllarda da hayatının ayrılmaz bir parçası olarak kaldı.

Geceleri ağladı, gündüzleri umut verdi

Mevlüde Genç’in yaşamını anlatan en çarpıcı gerçeklerden biri, acısını yaşama biçimiydi. Yıllar sonra verdiği bir röportajda geceleri ağladığını, gündüzleri ise geride kalan çocuklarıyla ilgilendiğini anlattı.

Kendi gözyaşlarını saklamaya çalışırken başkalarının acıya ve öfkeye teslim olmaması için çabaladı. Ailesinin yasını tutan bir anneydi; ama aynı zamanda çocuklarının ve torunlarının geleceğini düşünüyordu.

Bu tutumu, yaşadıklarını unuttuğu ya da saldırganları bağışladığı anlamına gelmiyordu. Mevlüde Genç, kendisine yapılan haksızlığın ağırlığını ömrü boyunca taşıdı. Irkçı saldırıyı gerçekleştirenlere hakkını helal etmediğini de açıkça söyledi.

Onun barış çağrısının anlamı tam da burada yatıyordu: Nefrete karşı çıkmak, yaşanan suçu unutmak değildi.

Öfkenin büyüdüğü günlerde barış çağrısı

Solingen saldırısı Almanya’da büyük infial yarattı. Gösterilerin ve toplumsal gerilimin yaşandığı günlerde Mevlüde Genç, Almanlara ve Türklere birbirlerine düşman olmamaları çağrısında bulundu.

İnsanların kökenleri ve inançları nedeniyle ayrıştırılmasına karşı çıktı. Birlikte yaşamanın, karşılıklı saygının ve dayanışmanın önemini savundu.

Bu çağrılar yalnızca saldırının hemen sonrasıyla sınırlı kalmadı. Yıllar boyunca anma törenlerinde ve kamuoyuna yaptığı açıklamalarda aynı mesajı yineledi. Irkçılığa karşı dururken toplumlar arasında yeni duvarlar örülmemesi gerektiğini hatırlattı.

Kendisi için barış, söylenip unutulacak bir söz değil, yaşadığı acıya rağmen sürdürdüğü bir sorumluluktu.

Acısından doğan toplumsal sorumluluk

Mevlüde Genç, 1995 yılında Alman vatandaşlığına geçti. Barış ve toplumsal uzlaşmaya katkıları nedeniyle 1996’da Federal Almanya Liyakat Nişanı ile onurlandırıldı.

Ancak onun bıraktığı iz, aldığı ödüllerden daha büyüktü. Solingen’de ve Almanya’nın farklı kesimlerinde insanlar, Mevlüde Genç’in adını ırkçılığa karşı direniş, insan onuru ve birlikte yaşama iradesiyle anmaya başladı.

Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde onun adını taşıyan bir madalya oluşturuldu. Solingen’de bir meydana adı verildi. Bu anmalar, beş kişinin öldürüldüğü saldırının unutulmaması kadar Mevlüde Genç’in barış için verdiği emeğin de yaşatılmasını amaçlıyor.

Almanya’nın vicdanına bıraktığı soru

Mevlüde Genç, 30 Ekim 2022’de 79 yaşında hayatını kaybetti. Ardında yalnızca acı dolu bir aile hikâyesi değil, topluma yöneltilmiş güçlü bir sorumluluk çağrısı bıraktı.

Onun hayatını yalnızca affedicilik üzerinden anlatmak eksik olur. Çünkü Solingen’de beş insanın yaşamını yitirmesine yol açan ırkçı şiddet, Almanya’nın yüzleşmek zorunda olduğu tarihsel bir gerçektir. Mevlüde Genç’in barış çağrısı, bu gerçeğin üzerini örtmek için değil, benzer acıların yeniden yaşanmaması içindi.

Geceleri kendi acısıyla baş başa kalan, gündüzleri başkalarına umut vermeye çalışan bu anne, hayatıyla önemli bir mesaj bıraktı: İnsanlık, nefret karşısında sessiz kalmadan da barışı savunabilir.

Mevlüde Genç artık aramızda değil. Ama Almanya’ya bıraktığı vicdan çağrısı hâlâ yaşıyor: Irkçılığı unutma, acıyı görmezden gelme, barıştan vazgeçme.

#MevlüdeGenç #Solingen #GegenRassismus #Frieden #Erinnerungskultur #SolingenKatliamı #IrkçılığaHayır #Barış #Unutmadık