Justizministerin Hubig warnt vor Gefahren für den Rechtsstaat/Bakan Hubig’den hukuk devleti uyarısı
Zehn Jahre nach der Veröffentlichung des Rosenburg-Berichts erinnert das Bundesministerium der Justiz und für Verbraucherschutz an die nationalsozialistische Vergangenheit der deutschen Justiz. Bundesjustizministerin Stefanie Hubig betont die Verantwortung von Juristen für Demokratie, Menschenrechte und Rechtsstaatlichkeit.
Rosenburg-Bericht deckte NS-Belastung im Justizministerium auf
Bei einer Gedenkveranstaltung in Berlin würdigt das Bundesministerium der Justiz und für Verbraucherschutz (BMJV) die Ergebnisse des Forschungsprojekts „Die Akte Rosenburg“. Die unabhängige Untersuchung unter Leitung des Historikers Manfred Görtemaker und des Juristen Christoph Safferling beleuchtete, wie das Bundesjustizministerium nach dem Ende der NS-Diktatur mit ehemaligen nationalsozialistischen Juristen umging.
Der Bericht zeigt, dass zwischen 1949 und 1973 zahlreiche Mitarbeiter des Ministeriums zuvor im nationalsozialistischen Justizapparat tätig gewesen waren. Mehr als die Hälfte der Führungskräfte waren frühere NSDAP-Mitglieder, jeder Fünfte gehörte der SA an.
Diese personellen Kontinuitäten beeinflussten auch die Rechtspolitik der jungen Bundesrepublik. Die Untersuchung dokumentierte unter anderem die unzureichende Verfolgung nationalsozialistischer Verbrechen, die Fortsetzung diskriminierender Rechtsvorschriften und die Rolle des Ministeriums bei der Einstellung zahlreicher Strafverfahren gegen NS-Täter.
Hubig: Rechtsstaatlichkeit und Freiheit müssen verteidigt werden
Bundesjustizministerin Dr. Stefanie Hubig erinnerte daran, dass Juristen während der nationalsozialistischen Herrschaft nicht nur an der Umsetzung, sondern auch an der Vorbereitung und Rechtfertigung schwerster Verbrechen beteiligt waren.
„Die nationalsozialistischen Menschheitsverbrechen wurden auch und gerade von Juristen vorbereitet, begangen, unterstützt und gerechtfertigt.“
Zugleich verwies die Ministerin darauf, dass zahlreiche belastete Juristen auch in der frühen Bundesrepublik einflussreiche Positionen bekleideten.
„Rechtsstaatlichkeit und Menschenrechte stehen heute so stark unter Druck, wie das 2016, bei Veröffentlichung des Berichts, kaum abzusehen war.“
Aus den historischen Erkenntnissen ergebe sich eine bleibende Verpflichtung für die Gegenwart, erklärte Hubig:
„Rechtstaatlichkeit und Freiheit müssen immer wieder aufs Neue verteidigt werden – und dabei kommt es ganz entscheidend auf die Juristinnen und Juristen an. Ihre Verantwortung ist es, jeden Tag für die Werte unserer Verfassung einzutreten.“
Das Rosenburg-Projekt wurde nach dem früheren Dienstsitz des Bundesjustizministeriums in Bonn benannt. Seine Ergebnisse werden weiterhin durch Ausstellungen und Veranstaltungen im In- und Ausland vermittelt.
Adalet Bakanı Hubig’den hukuk devleti uyarısı
Almanya Federal Adalet ve Tüketiciyi Koruma Bakanlığı, Nazi döneminin adalet sistemi üzerindeki etkilerini ortaya koyan Rosenburg Raporu’nun yayımlanmasının onuncu yılını anıyor. Federal Adalet Bakanı Stefanie Hubig, hukuk devletinin ve temel özgürlüklerin sürekli korunması gerektiğini vurguladı.
Adalet Bakanlığının Nazi geçmişi araştırıldı
Almanya Federal Adalet ve Tüketiciyi Koruma Bakanlığı (BMJV), Berlin’de düzenlenen etkinlikle “Die Akte Rosenburg” adlı araştırma projesinin sonuçlarını yeniden gündeme taşıdı. Tarihçi Manfred Görtemaker ile hukukçu Christoph Safferling yönetimindeki bağımsız komisyon, Nazi döneminde görev yapan hukukçuların savaş sonrasında Federal Adalet Bakanlığındaki konumlarını ve hukuk politikaları üzerindeki etkilerini inceledi.
Yaklaşık 600 sayfalık rapora göre, 1949-1973 yılları arasında bakanlıkta görev yapan çok sayıda hukukçu daha önce Nazi rejiminin adalet kurumlarında çalışmıştı. Bakanlığın üst düzey yöneticilerinin yarısından fazlası eski Nazi Partisi (NSDAP) üyesiydi. Her beş yöneticiden biri ise Nazi döneminin paramiliter örgütü SA’ya mensuptu.
Araştırma, bu kadroların savaş sonrası Almanya’nın hukuk politikalarını etkilediğini ortaya koydu. Nazi suçlarının yeterince soruşturulmaması, bazı ayrımcı yasaların sürdürülmesi ve Nazi failleri hakkındaki çok sayıda ceza soruşturmasının sona erdirilmesi raporda ele alınan konular arasında yer aldı.
Bakan Hubig: Hukuk devleti ve özgürlükler sürekli savunulmalı
Federal Adalet Bakanı Dr. Stefanie Hubig, Nazi döneminde işlenen insanlığa karşı suçlarda hukukçuların da sorumluluk taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Nasyonal sosyalistlerin insanlığa karşı işlediği suçlar, özellikle hukukçular tarafından da hazırlandı, işlendi, desteklendi ve meşrulaştırıldı.”
Hubig, Nazi geçmişi bulunan birçok hukukçunun Federal Almanya Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında önemli görevler üstlenmeye devam ettiğini hatırlattı.
Bakan, günümüzde hukuk devleti ve insan haklarının karşı karşıya bulunduğu baskılara da dikkat çekti:
“Hukuk devleti ve insan hakları bugün, raporun yayımlandığı 2016 yılında öngörülmesi güç olan ölçüde baskı altında.”
Hukukçuların anayasal değerlere sahip çıkma sorumluluğunu vurgulayan Hubig, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hukuk devleti ve özgürlükler her defasında yeniden savunulmalıdır. Bu noktada hukukçular belirleyici bir rol oynuyor. Onların sorumluluğu, anayasamızın değerlerini her gün savunmaktır.”
Adını Federal Adalet Bakanlığının Bonn’daki eski hizmet binası Rosenburg’dan alan araştırma projesinin sonuçları, Almanya’nın yanı sıra İsrail ve ABD gibi ülkelerde düzenlenen sergi ve etkinliklerle kamuoyuna aktarılmaya devam ediyor.
#Almanya #AdaletBakanlığı #StefanieHubig #NaziGeçmişi #HukukDevleti #Deutschland #Justizministerium #NSVergangenheit #Rechtsstaat
Haber Görseli: Bundesministerin der Justiz und für Verbraucherschutz, Dr. Stefanie Hubig Quelle: Bundesregierung / Sandra Steins
Kommentare sind geschlossen, abertrackbacks und Pingbacks sind offen.