Kaffee war 288 Jahre vor dem Anwerbeabkommen in Deutschland/Kahve, Türk işçilerinden 288 yıl önce Almanya’daydı
Kolumne Ramis KILICARSLAN
1673 eröffnete in Bremen das erste bekannte öffentliche Kaffeehaus Deutschlands. Am 30. Oktober 1961 unterzeichneten die Bundesrepublik Deutschland und die Türkei das Anwerbeabkommen für Arbeitskräfte. Zwischen beiden Ereignissen liegen genau 288 Jahre. Dieser Abstand eröffnet einen ungewöhnlichen Blick auf die deutsch-türkischen Beziehungen.
Kaffeekultur lange vor der Arbeitsmigration
Die Geschichte türkischstämmiger Menschen in Deutschland wird häufig mit dem Anwerbeabkommen von 1961 verbunden. Für die Geschichte der modernen Arbeitsmigration ist dieses Datum entscheidend. Die Kontakte zwischen den Gesellschaften reichen jedoch wesentlich weiter zurück.
Schon im 16. Jahrhundert entstanden in Istanbul Kaffeehäuser, die das städtische Leben prägten. Im 17. Jahrhundert entwickelte sich eine vergleichbare Kaffeehauskultur auch in europäischen Handelsstädten. Bremen eröffnete 1673 sein erstes öffentliches Kaffeehaus, Hamburg folgte 1677.
Das bedeutet nicht, dass Kaffee ausschließlich durch Türken nach Deutschland gelangte. Internationale Händler, darunter Niederländer, und verschiedene Handelsrouten spielten eine wichtige Rolle.
Dennoch verweist die Geschichte des Kaffees auf kulturelle Verflechtungen, die lange vor der heutigen Einwanderungsgesellschaft entstanden.
Eine gemeinsame Geschichte am Kaffeetisch
Mit dem Anwerbeabkommen von 1961 begann eine neue Phase der deutsch-türkischen Beziehungen. Menschen aus der Türkei kamen zum Arbeiten, viele blieben dauerhaft. Ihre Familien, Sprachen und Alltagsgewohnheiten wurden Teil des gesellschaftlichen Lebens.
Dabei trafen unterschiedliche Traditionen aufeinander. Türkischer Kaffee und Gespräche bei Tee ergänzten eine Gesellschaft, in der Kaffeehäuser und „Kaffee und Kuchen“ längst verbreitet waren.
Die 288 Jahre zwischen dem ersten Bremer Kaffeehaus und dem Anwerbeabkommen sollten deshalb nicht als kultureller Wettstreit verstanden werden. Sie zeigen vielmehr, wie lange sich Alltagskultur bereits über Grenzen hinweg entwickelt hatte.
Ein türkisches Sprichwort besagt, dass eine Tasse Kaffee vierzig Jahre in Erinnerung bleibt. Vielleicht lässt sich darin auch ein Gedanke für das deutsch-türkische Zusammenleben finden: Beziehungen entstehen nicht allein durch politische Verträge, sondern ebenso durch alltägliche Begegnungen.
Die Geschichte des Kaffees ist damit keine einfache Geschichte von Herkunft und Übernahme. Sie handelt von Handel, Austausch, Veränderung und gemeinsamer Erfahrung.
Kaffee war 288 Jahre vor dem Anwerbeabkommen in Deutschland. Seine Bedeutung als Getränk der Begegnung ist bis heute aktuell.
Quellen:
https://www.kaffeeverband.de/de/kaffeewissen/geschichte
https://www.bremen.de/leben-in-bremen/kulinarisch/kaffeegeschichte
https://www.bpb.de/themen/migration-integration/anwerbeabkommen
Kahve, Türk işçilerinden 288 yıl önce Almanya’daydı
Köşe Yazısı Ramis KILICARSLAN
Almanya’nın ilk bilinen kahvehanesi 1673’te Bremen’de açıldı. Türkiye ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında iş gücü anlaşması ise 30 Ekim 1961’de imzalandı. İki tarih arasında tam 288 yıl bulunuyor. Bu fark, Türk-Alman ilişkilerine yalnızca göç tarihi üzerinden bakmanın ne kadar eksik kalabileceğini düşündürüyor.
Kahve önce geldi, işçi göçü sonra
Almanya’da Türklerin varlığı çoğu zaman 1961’de başlayan işçi göçüyle anlatılıyor. Oysa iki toplum arasındaki temaslar çok daha eski. Kahvenin Avrupa’daki yolculuğu da bu uzun kültürel etkileşim tarihinin dikkat çekici örneklerinden biri.
İstanbul’da 16. yüzyılda gelişen kahvehane kültürü, Avrupa’daki benzer mekânların oluşmasından önceye uzanıyor. Bremen’de 1673, Hamburg’da 1677 yılında açılan kahvehaneler, Almanya’da yeni bir sosyal alışkanlığın başlangıcını temsil ediyor.
Buradan kahvenin Almanya’ya doğrudan Türkler tarafından getirildiği sonucu çıkarılamaz. Ticaret yolları çok ulusluydu; Hollandalı ve başka Avrupalı tüccarlar da bu süreçte rol oynadı.
Yine de kahvenin Osmanlı dünyasındaki geçmişi, iki toplumun kültürel tarihini birlikte düşünmek için anlamlı bir başlangıç noktası sunuyor.
Bir fincan kahve ortak hafızayı anlatabilir mi?
1961 anlaşması, Türkiye’den Almanya’ya kitlesel işçi göçünün dönüm noktası oldu. Gelen insanlar yalnızca fabrikalarda çalışmadı; aileleriyle, dilleriyle, yemekleriyle ve gündelik alışkanlıklarıyla Almanya’nın toplumsal yaşamına katıldı.
Türk kahvesi, çay sohbetleri, lokantalar ve buluşma mekânları bu yaşamın görünür parçaları hâline geldi. Almanya’da zaten var olan kahve kültürüyle yeni alışkanlıklar yan yana yaşamaya başladı.
Bu nedenle kahvenin 288 yıllık tarih farkı bir yarış değil, ortak geçmişi anlamak için bir fırsat olarak görülmeli.
Türkçedeki “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” sözü, insan ilişkilerinde küçük jestlerin değerini anlatıyor. Almanya’nın kahve tarihi ise kültürel alışkanlıkların sınırları aşarak nasıl değiştiğini gösteriyor.
Belki de Türk-Alman ilişkilerinin yalnızca anlaşmalar, göç rakamları ve siyasi tartışmalarla değil, bir masa etrafında kurulan gündelik ilişkilerle de anlatılması gerekiyor.
Kahve Almanya’ya işçi göçünden 288 yıl önce ulaşmıştı. Fakat insanların birlikte içtiği kahvenin hikâyesi bugün de yazılmaya devam ediyor.
Kommentare sind geschlossen, abertrackbacks und Pingbacks sind offen.